Emir Şimşek

  • Hakkımda
  • Düzyazılar
  • Tünevarım
  • Tortular

    Kasım 24th, 2022

    Tortular, sis ile kaplanmış bir kentin mücadelesini anlatıyor. Okyanus orta yerinden bu perde ile kesiliyor, güneş gökyüzünden aşağıya sızamıyor. Ardına geçmeyi deneyenlerin ya ölüsü kıyıya vuruyor ya da bir daha haber alınamıyor.

    Kimi alıntıları burada, öykünün tamamını linkte bulabilirsiniz. Yorumlarınızı bana ulaştırmayı unutmayınız.

    “Rıhtım Kent’in küçük gözleri üst üste. Tahta çerçeveli sarı bakışlarında lekeler geziyor. Hanelerin gürültüleri iç içe. Çürük dişler hepsini beraber eziyor.”

    *

    “İskelenin etrafı kalabalık. Okyanus kapkara. Üzeri gri sisle örtülü. Üzeri siyah bulutlarla kapalı. Ellerindeki balık ekmeği yiyen, oltalarla avlanan, bira içen, kayalıklara oturan insanlar Rıhtım Kent’in tortuları.”

    *

    “Bir insan başı kadar büyük, üç parmak kalınlığında kasetler çalardı Marbara. Gürültüsü daimdi. Kahkahalarla yükselir, ağıtlarla çökerdi. Bu hali denizci müşterileri bulaştırmıştı.”

    *

    “Heyecanla yerinde doğruldu Atay. Sırıtarak dışarı çıktı, koşarak Yalım’ın önünden geçti. Arkasından bağıran annesini duymadı. Kulaklarında rüzgâr, gözlerinde deniz, betonlar arasında yüzerek kayboldu.”

    *

    “Geldikleri döner daire kırmızı plastikten yapılma gibi duruyordu. Etrafında birkaç tane daha farklı renklerde döner daire mevcuttu. Hepsi yerin altına doğru, dikine dönmekteydi. Sol yanlarını geniş, penceresiz bir alan kaplıyordu. Yüzeydeki tek kat burada olurdu. Sağ tarafta da kapıları bekliyordu.”

    tortularPDF İndir
  • Geri Yükleme Noktası

    Kasım 6th, 2022

    Geri yükleme noktası, simülasyon teorisinden ilham alan bir öykü. Bu teoriyi, küresel ısınma ile birleştiriyor. Varoluşun anlamını bu iki girdi dahilinde tartışıyor. Kimi alıntıları burada, öykünün tamamını linkte bulabilirsiniz. Yorumlarınızı bana ulaştırmayı unutmayınız.

    “Birisi gökyüzünden üzerlerine kaynar hava boşaltıyordu. Hava zerrecikleri kaynayarak iniyordu aşağıya. Eskisi gibi sağa sola esmiyorlardı. Yalnızca aşağı iniyorlardı. Neşeleri yoktu. Can sıkıcılardı. İnsana musallat oluyorlardı üstelik. Üzerine yapışıp kalıyorlardı.”

    *

    ““Cidden, ne ki amacı?” diye sordu dostu iBM’e. iBM de ona baktı. CRT monitör idi kendisi. İyi bir dinleyici değildi, ondan daha çok tepki göstermiş duvarlar mevcuttu.”

    *

    ““Hâlâ inanmıyorsun. Böyle olması çok iyi oldu. Gösteri yapmamın meşru bir gerekçesi var artık.” Arkasında duyduğu gürültü ile başını çevirdi Burak. Karşıdaki tepenin hareket ettiğini gördü. Yükseldi, alçaldı, dalgalandı. Göz yanılgısı olmadığına şüphe bırakmamak için gökyüzünde çeşitli şekillere girdi.
    “Oynamak çok keyifli.” Birden tepeyi yerine bıraktı iBM “Kusura bakma Burak. Tepe senin gerçekliğin nihayetinde, zevk için oynamamalıyım.””

    *

    “Burak, tanrısından bir süre sessiz olmasını istedi.”

    geri-yukleme-noktasiPDF İndir
  • Hayatın Sadık Köpeği

    Ekim 30th, 2022

    Bu öyküyü 2019 yılında, kendi yalnız adam klişemi yaratmak için yazmıştım. Canlı, cansız her şeyi suçlayabilecek kapasitedeki başkarakterin, vazgeçmekte zorluk çektiği varlığından kısa bir bölümü anlatıyor. Kimi alıntıları burada, öykünün tamamını linkte bulabilirsiniz. Yorumlarınızı bana ulaştırmayı unutmayınız.

    “Kimse ne kadar kıymetsiz olduğunu fark edecek kadar yalnız bırakılmamalı. Bu kıymetsizlik, diğerlerinin biçeceği türden bir kıymete sahip olmamak değil. Genel bir kıymetsizlik. Tüm evrende olandan. Sagan’ın dediğinden.”

    *

    “…çağırmak istediğim başkası var. Her zaman başkalarının çağrısına ses veren bir başkası. Onu diğerlerinin arasına koymak istemedim. O da girmeyi reddetti. Sonra korkup, diğerlerinin arasına koymak için didindim. Olmadı. Artık “Ben”, ”Diğerleri” ve “Başkası” var. “O” diye sınıflandırılmamalı. “O” “Ben”e “Başka”sından daha yakın. İstediği yerde kalsın.”

    *

    “Bir ucumdan yutuyor çarklar, öbür ucumdan yeni bir ben kusuyorum her gün.”

    *

    “Veda etmeden önce küçük bir ıkınma sesi geldi. Bunlar, yutulan kelimelerdi. Sesleri ne idi acaba? Yalnızca Selin’in içi duydu. Beyinde doğdular, kalpte çarptılar, doğdukları yerde komaya girdiler. Köşeli duygulara aitti kelimeler, insanın her yanına batan türden. Birisinin gelip nefes üflemesi lazımdı onlara. Nefes köşelere çarpıp, ses verecekti. Hayata döndürecekti tekrar.”

    *

    “Gerçeklik sapanıyla avlıyorum hayallerimi. Ne görkemliydiniz uçarken! Artık daha az yük ediyorsunuz.

    Sen. Başkası. Sen de düş artık göğümün üstünden.”

    *

    “60 küsur yıllık binanın koridorları uzun, karanlık, rutubet kokuluydu. Her dairenin her odasından sesler yükseliyordu. Her zaman genelev değildi bu bina. Bir zamanlar aileler yaşıyordu içinde. Onun yitik müdavimleri de bir zamanlar aileler içinde yaşıyordu.”

    *

    “Belki de Sadık’ı çekici yapan gülmesiydi. Anlamı bilinmeyen gülüşler, gülmek için keşfedilmemiş sebeplerin olduğuna delaletti kim bilir.”

    Hayatın Sadık KöpeğiPDF İndir

WordPress.com’da bir web sitesi veya blog oluşturun

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • Emir Şimşek
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • Emir Şimşek
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle