Hayatın Sadık Köpeği

Bu öyküyü 2019 yılında, kendi yalnız adam klişemi yaratmak için yazmıştım. Canlı, cansız her şeyi suçlayabilecek kapasitedeki başkarakterin, vazgeçmekte zorluk çektiği varlığından kısa bir bölümü anlatıyor. Kimi alıntıları burada, öykünün tamamını linkte bulabilirsiniz. Yorumlarınızı bana ulaştırmayı unutmayınız.

“Kimse ne kadar kıymetsiz olduğunu fark edecek kadar yalnız bırakılmamalı. Bu kıymetsizlik, diğerlerinin biçeceği türden bir kıymete sahip olmamak değil. Genel bir kıymetsizlik. Tüm evrende olandan. Sagan’ın dediğinden.”

*

“…çağırmak istediğim başkası var. Her zaman başkalarının çağrısına ses veren bir başkası. Onu diğerlerinin arasına koymak istemedim. O da girmeyi reddetti. Sonra korkup, diğerlerinin arasına koymak için didindim. Olmadı. Artık “Ben”, ”Diğerleri” ve “Başkası” var. “O” diye sınıflandırılmamalı. “O” “Ben”e “Başka”sından daha yakın. İstediği yerde kalsın.”

*

“Bir ucumdan yutuyor çarklar, öbür ucumdan yeni bir ben kusuyorum her gün.”

*

“Veda etmeden önce küçük bir ıkınma sesi geldi. Bunlar, yutulan kelimelerdi. Sesleri ne idi acaba? Yalnızca Selin’in içi duydu. Beyinde doğdular, kalpte çarptılar, doğdukları yerde komaya girdiler. Köşeli duygulara aitti kelimeler, insanın her yanına batan türden. Birisinin gelip nefes üflemesi lazımdı onlara. Nefes köşelere çarpıp, ses verecekti. Hayata döndürecekti tekrar.”

*

“Gerçeklik sapanıyla avlıyorum hayallerimi. Ne görkemliydiniz uçarken! Artık daha az yük ediyorsunuz.

Sen. Başkası. Sen de düş artık göğümün üstünden.”

*

“60 küsur yıllık binanın koridorları uzun, karanlık, rutubet kokuluydu. Her dairenin her odasından sesler yükseliyordu. Her zaman genelev değildi bu bina. Bir zamanlar aileler yaşıyordu içinde. Onun yitik müdavimleri de bir zamanlar aileler içinde yaşıyordu.”

*

“Belki de Sadık’ı çekici yapan gülmesiydi. Anlamı bilinmeyen gülüşler, gülmek için keşfedilmemiş sebeplerin olduğuna delaletti kim bilir.”


Yorum bırakın